Cuma Hutbesi

İslam’da Komşuluk Hakkı

23 Ekim 2026

قال الله تعالي: ﴿وَاعْبُدُوا اللهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا ۖ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ﴾ [سورة النساء: ٣٦]

قال رسول الله ﷺ: ﴿مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بالجارِ، حتَّى ظَنَنْتُ أنَّه سَيُوَرِّثُهُ﴾ [البخاري]

Muhterem Mü’minler,

Hutbemizin mevzuu “İslam’da komşuluk hukuku”dur. Hayatın her safhasını kuşatan İslam dini; sadece Allah’a karşı ibadetlerimizi yerine getirmekten ibaret olmayıp aynı zamanda güzel ahlaka, adalet ve kardeşlik duygusuna sahip olarak çevremize karşı sorumluluklarımızın şuurunda olmaktır. Bu sorumluluklardan birisi de komşu hakkıdır.

Cenab-ı Hak Nisa Suresinin 36. Ayet-i Kerime’sinde şöyle buyurur: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”

Ayet-i kerimede komşunun "yakın" ve "uzak" olarak ikiye ayrılması, kapı komşumuzdan mahallelimize kadar geniş bir halkanın üzerimizde hakkı olduğunu gösterir.

Aslında iyilik, Müslümanın şiarı ve ayrılmaz bir özelliğidir. Üstazımız Süleyman Hilmi Silistrevi Hazretleri bir talebesine yaptıkları nasihatlerinde şöyle buyurmuştur:

“İnsanları sev. Hiç kimseyi kendinden hakir görme. Tevâzu sâhibi ol. İnsanlara iyilik et. Meselâ; baktın ki pazar dağılmış, bir teyze veya yaşlı bir amca zembiline bir şeyler almış götürüyor, al onun elinden gittiğin kadar biraz götürüver. O kimse bir soluk alır, rahatlar, dinlenir ve "Allah râzı olsun" der.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin veya sussun. Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna ikramda bulunsun. Yine kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin.”[1] Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur:

“Cibril bana komşu hakkını o kadar tavsiye etti ki, komşuyu komşuya varis kılacağını zannettim.”[2]

Aziz din kardeşlerim,

İslam’da komşu hakkı üç mertebede mütalaa edilir: Birinci mertebe, komşuya eziyet etmemek; ikinci mertebe, komşudan gelecek eziyetlere katlanıp onun hatalarını affetmek, üçüncü mertebe ise komşuya ikram ve iyilikte bulunmaktır. En yüce mertebe de üçüncüsüdür.

Cenâb-ı Hak komşuya yapılması icap eden iyiliği akrabaya yapılması gereken iyilikle birlikte zikretmiştir ki bu durumda komşunun şu haklarını da göz önünde bulundurmak icap eder:

Karşılaşma anında ona selam vermek, güler yüzlü davranmak, hastalandığı zaman ziyaret etmek, tebrik ederek sevincine, üzülerek üzüntüsüne iştirak etmek, hatalarını affetmek, ayıplarını araştırmamak, kusurlarını örtmek, hediye vermek ve yediğinden ikram etmek gibi insani vecibeleri yerine getirmek.

Bu haklar yerine getirildiği takdirde komşular arasında meydana gelecek kalbî muhabbet, muhtemel düşmanlıkları ve sıkıntıları hiç şüphesiz bertaraf edecektir. İslam’ın bu güzel ahlakını yaşamak ve yaşatmak, toplumların barış, huzur ve muhabbet içinde kaynaşmasına ve insanlık zevkini tatmasına vesile olacaktır.

Kıymetli Mü’minler,

Kendisine iyilik yapılacak komşu mefhumunun içine hangi komşular dahildir diye akla gelebilir. İbn-i Hacer (r.a.) şöyle demiştir: “Komşu tabiri; -aralarında mertebe bakımından fark olsa da- Müslüman, kafir, abid, fasık, dost, düşman, yerli, yabancı, faydalı, zararlı, akraba olan veya olmayan herkese şamildir.”

Hutbemi Ebu Hüreyre (r.a.) nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifle bitirmek istiyorum:

“Bir adam Rasulüllah (s.a.v.) Efendimize: -Ya Rasulellah, falan kadının çok namaz kıldığı, oruç tuttuğu ve sadaka verdiği, fakat dili ile komşusuna eziyet verdiği söyleniyor, dedi. Peygamber Efendimiz: O cehennemdedir, buyurdu. Aynı adam: -Ya Rasullah, falan kadının da namazının orucunun ve sadakasının azlığına rağmen komşusunu dili ile incitmediğinden bahsediliyor, deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.): -O cennettedir, buyurdular."[3]

 

[1] Sahih-i Müslim , Îmân, 74, 75

[2] Sahih-i Buhari, Edeb, 28 (6015)

[3] Sahih-i Terğib, 2560